Durumu birkaç seçimle anlatın; ben size dönerken neye ihtiyacınız olduğunu baştan biliyor olayım.
Bir dakikanızı alır. Formu gönderdiğinizde talebiniz derli toplu bir mesaj olarak WhatsApp'ta açılır.
WhatsApp kullanmıyor musunuz?
Verdiğiniz bilgiler yalnızca size dönüş yapmak için kullanılır, üçüncü kişilerle paylaşılmaz.
Doğru ve güncel terim engellidir. 3 Mayıs 2013 tarihli ve 28636 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6462 sayılı Kanun'la mevzuattaki tüm “özürlü”, “sakat” ve “çürük” ibareleri “engelli” olarak değiştirildi. Eğitim mevzuatında ise “özel eğitim ihtiyacı olan birey” ifadesi kullanılır. Aradaki fark anlamda değil bakış açısındadır: “özür” kusuru kişiye yükler, “engel” ise kişiyle çevre arasındaki uyumsuzluğu tanımlar.
Doğru ve güncel terim engellidir. 3 Mayıs 2013 tarihli ve 28636 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6462 sayılı Kanun, kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde geçen "özürlü", "sakat" ve "çürük" ibarelerini "engelli" olarak değiştirdi. Bu tarihten sonra hazırlanan hiçbir kanun metninde, yönetmelikte, sağlık raporunda veya okul kaydında "özürlü" ifadesi yer almaz.
Eğitim alanında tercih edilen ifade farklıdır: Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatı "özel eğitim ihtiyacı olan birey" ifadesini kullanır. Aynı çocuk için sağlık mevzuatında "engelli", eğitim mevzuatında "özel eğitim ihtiyacı olan birey" yazar; ikisi de doğrudur.
Engelli ve özürlü arasındaki fark bir anlam farkı değil, bir yaklaşım farkıdır. "Özür" kelimesi kusuru kişinin içine yerleştirir: eksik olan kişidir. "Engel" ise kişi ile çevre arasındaki ilişkiyi tanımlar: kişinin katılımını kısıtlayan bir durum vardır ve bu durum değiştirilebilir.
Bu ayrım yasal tanımda da açıkça görülür. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 3. maddesi engelliyi şöyle tanımlar: "Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi" ifade eder. Tanımın merkezinde kişinin kaybı değil, tutum ve çevre koşulları vardır.
Pratikte bunun karşılığı şudur: aynı çocuk, uyarlanmış bir sınıfta engelli değildir; uyarlanmamış bir sınıfta engellidir. Bu yüzden okulda istenen düzenlemeler hayır işi değil, yasal bir zorunluluğun karşılığıdır. Bu düzenlemelerin listesi ve nasıl talep edildiği engelli çocuk eğitimi yazısında ayrıntılı olarak yer alıyor.
Resmî yazışmada "engelli", eğitim belgelerinde "özel eğitim ihtiyacı olan birey", günlük dilde ise "engelli birey" ya da "özel gereksinimli çocuk" kullanılır.
| Terim | Durumu | Hangi mevzuatta / belgede geçer |
|---|---|---|
| Sakat | Kullanılmıyor | Eski mevzuatta yer alıyordu; 2013'te tüm kanun metinlerinden çıkarıldı. |
| Çürük | Kullanılmıyor | Askerlik mevzuatında geçiyordu; aynı kanunla değiştirildi. |
| Özürlü | Kullanılmıyor | 2013'e kadar resmî terimdi. Bugün hiçbir yürürlükteki kanun ya da yönetmelikte geçmez. |
| Engelli | Doğru / güncel | 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, sağlık kurulu raporları, resmî yazışma, iş ve sosyal güvenlik mevzuatı. |
| Özel eğitim ihtiyacı olan birey | Doğru / resmî | Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, RAM eğitsel değerlendirme raporu, BEP belgeleri. |
| Özel gereksinimli çocuk | Doğru / tercih edilen | ÇÖZGER (Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu), okul öncesi ve eğitim literatürü. |
Kaynak: 6462 sayılı Kanun (RG 28636), 5378 sayılı Kanun (RG 25868), Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği (RG 30471), ÇÖZGER Yönetmeliği (RG 30692).
"Özürlü", 2013 öncesinde Türk mevzuatının resmî terimiydi ve bugün "engelli" ile anlatılan durumun tamamını kapsıyordu. Yani anlam olarak yanlış bir kelime değildi; terk edilmesinin nedeni anlamı değil, taşıdığı bakış açısıydı.
Kelimenin kökeni bu bakış açısını gösterir: "özür", bir şeyin kusurlu ya da eksik olması anlamına gelir ve bir insanı tanımlarken kişiyi tamamlanmamış bir varlık olarak konumlandırır. Değişiklik talebi bu nedenle engelli hakları hareketinden gelmiştir.
Bu kelimeyi bugün arayan bir veli yanlış bir şey yapmıyor. Yıllarca bu terimle konuşulmuş, raporlar bu terimle yazılmıştır. Doğru terimi bilmek yararlıdır, ama bilmemek kimseyi suçlu yapmaz.
Hizmetin güncel ve resmî adı özel eğitimdir. "Özürlü eğitimi", "özürlüler okulu" veya "özürlü rehabilitasyon merkezi" gibi ifadelerle aranan hizmetin bugünkü karşılığı budur; içerik aynıdır, yalnızca adı değişmiştir. Bu hizmetin kapsamını, kimlerin yararlandığını ve nasıl planlandığını özel eğitim nedir yazısında baştan sona anlattım.
Kurum adlarında da aynı değişiklik yaşandı: bugünkü resmî kurum adı "özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi"dir ve bu merkezlerde verilen destek eğitiminin süresi Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatıyla belirlenir.
Tanı grubuna göre yürütülen çalışmalar da kendi adlarıyla anılır: zihinsel yetersizliği olan çocuklarda izlenen yol zihinsel engelli çocuk eğitimi yazısında, Down sendromlu çocuklarda öne çıkan öncelikler Down sendromu eğitim desteği yazısında, otizm spektrumundaki çocuklarda kullanılan yaklaşımlar ise otizmli çocuk eğitimi yazısında yer alıyor.
Sağlık tarafında 18 yaşını doldurmamış çocuklar için düzenlenen belgenin adı ÇÖZGER'dir: Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu. Bu rapor, 20 Şubat 2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e dayanır ve 18 yaş altı için eski "engelli sağlık kurulu raporu"nun yerini almıştır. Başvurunun nasıl yapıldığını ve hangi hastanelere gidildiğini ÇÖZGER raporu nasıl alınır yazısında adım adım yazdım.
Eğitim tarafında ise belge, ilçe Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nin (RAM) düzenlediği eğitsel değerlendirme raporudur ve orada "özel eğitim ihtiyacı olan birey" ifadesi kullanılır. Bu sürecin nasıl işlediği RAM raporu nasıl alınır yazısında anlatılıyor. İki rapor farklı kurumlardan alınır ve birbirinin yerine geçmez.
Rapor çıktıktan sonra açılan haklar da güncel terimlerle adlandırılır: akranlarıyla aynı sınıfta öğrenim görme hakkının adı kaynaştırma yoluyla eğitimdir, okul içinde birebir çalışma hakkının adı ise destek eğitim odasıdır.
Engellilik, güncel yaklaşımda kişinin bir eksikliği olarak değil, kişinin özellikleriyle çevrenin uyumsuzluğu olarak tanımlanır. Bu tanım 5378 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de karşılığını bulur: kanun, engelliliği "tutum ve çevre koşullarından etkilenme" üzerinden tarif eder.
Somut örnek: tekerlekli sandalye kullanan bir kişi, rampası olan bir binada engelli değildir; merdivenli binada engellidir. Engeli üreten, binanın tasarımıdır. Aynı mantık eğitimde de geçerlidir: özgül öğrenme güçlüğü olan bir çocuk, sınav süresi uzatıldığında ve metin uygun puntoyla sunulduğunda akranlarıyla benzer performans gösterebilir. Bu uyarlamaların neye göre yapıldığını disleksi ve özel öğrenme güçlüğü sayfasında açıkladım.
Doğru hitap, çocuğu tanısıyla değil adıyla anmakla başlar. Aşağıdaki maddeler, yirmi bir yıl boyunca ailelerle çalışırken en çok fark yarattığını gördüğüm dil alışkanlıkları:
Terim tek başına bir çocuğun okumasını sağlamaz. Ama kullanılan dil, o çocuk hakkında hangi soruların sorulacağını belirler: "Bu çocuğun özrü ne?" sorusu kişiyi tarif etmeye çalışır, "Bu çocuk neye ihtiyaç duyuyor?" sorusu ise bir eğitim planı üretir.
Bu farkı en çok BEP toplantılarında görüyorum. Hedef eksiklik dilinde yazıldığında ölçülemez; ihtiyaç dilinde yazıldığında "üç basamaklı sayıyı, on denemenin sekizinde doğru okuyacak" gibi izlenebilir bir hedefe dönüşür. İstanbul Avrupa Yakası'nda çocuklarla kendi evlerinde birebir çalışıyorum; ilçe düzeyindeki çerçeveyi Bakırköy özel eğitim sayfasında ayrıntılandırdım.
Resmî belgelerde ve yazışmalarda yanlıştır; günlük dilde ise birçok kişi tarafından rahatsız edici bulunur. Doğru kullanım engelli, eğitim alanında ise özel eğitim ihtiyacı olan birey ya da özel gereksinimli çocuktur. Bu kelimeyi kullanan birinin kötü niyetli olduğu anlamına gelmez; yıllarca resmî terim olduğu için alışkanlık hâline gelmiştir.
Fark anlamda değil, bakış açısındadır. “Özür” kusuru kişinin içine yerleştirir; “engel” ise kişi ile çevre arasındaki uyumsuzluğu tanımlar ve değiştirilebilir olana işaret eder. 5378 sayılı Kanun'un 3. maddesi de engelliliği tutum ve çevre koşullarından etkilenme üzerinden tanımlar.
Hizmetin güncel adı özel eğitimdir. Eski terimle aranan hizmet ile özel eğitim aynı şeyi ifade eder; içerik aynı, ad farklıdır.
3 Mayıs 2013 tarihli ve 28636 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6462 sayılı Kanun'la değişti. Bu kanun, kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde geçen “özürlü”, “sakat” ve “çürük” ibarelerini “engelli” olarak değiştirdi.
18 yaşını doldurmamış çocuklar için engelli sağlık kurulu raporunun yerini ÇÖZGER almıştır. İşlevleri benzerdir, değerlendirme ölçütleri farklıdır.
Eğitim belgelerinde “özel eğitim ihtiyacı olan birey” ifadesi kullanılır. Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'nin dili budur; “özürlü” ifadesi bu belgelerde geçmez.
Yaşına uygun, sade ve suçlayıcı olmayan bir dille anlatın: neyi zor bulduğunu ve bu zorluk için ne yaptığınızı söyleyin. Tanıyı bir etiket olarak değil, hangi desteğin işe yaradığını açıklayan bir bilgi olarak sunmak en işlevli yoldur.
Mevzuat atıfları 5 Eylül 2026 tarihinde birincil kaynaktan doğrulanmıştır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği mezunu. PREP, COGENT ve DIR/Floortime programlarını uygular. İstanbul Avrupa Yakası'nda çocuklarla kendi evlerinde birebir çalışır. Tanı koymaz; tanı ve tıbbi değerlendirme hekimin, dil ve konuşma terapisi dil ve konuşma terapistinin görevidir.
Son güncelleme: 5 Eylül 2026Sorularınız için WhatsApp'tan yazabilir veya formu doldurabilirsiniz. En kısa sürede dönüş yapılır.